Olmuş bitmiş birşeyi anlatmak kolay gelir ilk başta..herşey bitmiş, yaşananlar nasıl olsa yaşanmıştır..sıra kelimeleri dizmeye, cümleleri kurmaya gelmiştir..metin çıkarmak çocuk işi gibidir..
Kentler ablukaya alınıyor, içlerinden çocuklar kopartılıyor..Önce Hakkari’de 13 yaşlarında bir çocuk, bir darbeyle annesinin kucağından alınıyor..annenin kenetli elleri çözülüyor, yakarışlarına aldırış edilmeden yerlerde sürükleniyor..çocuğun yakarışlarına annenin direnişi ekleniyor..ama anne elinde bir çift ayakkabıyla kalakalıyor..ayakkabı elinde polislerin arkasından gidiyor..taşlar üzerinde süründürülen bir çocuğun ayakları kalakalıyor gözlerimin önünde..
Ve annenin elinde bir çift ayakkabı..
Sonra ne oluyor,, siluetler çoğalıyor beynimin içinde..gördüklerim, duyduklarım, okuduklarım ne varsa hepsi birer siluet olup çıkıveriyor karşıma..yükselen siluetler karşısında küçülüyorum adeta: korkuyorum.
Bazen de gerektiğinden fazlası yüklenir bu küçük bedenlere..çok geçmedi üzerinden, adı çocuk bayramı olan bir günde büyük taklidi yapmaya zorlanan çocuklar izledik..ezber bozulmadan görev yerine getirildi..diğer taraftaysa tecavüze uğrayan ve terörist sayılan binlercesi..
Polise taş ve slogan atma başta olmak üzere kendi dillerinde konuşmak gibi suçlar gerekçesiyle terörist muamelesi gören 7 bine yakın çocuk bulunuyor..üstelik suçlarına delil de sadece polislerin tutanaklarıyla sınırlı..oyun yaşında bu çocukların suçu büyüklerin cezasını çekmek olabilir mi..
Siirt başta olmak üzere Diyarbakır, Urfa gibi birçok yerde de o minicik bedenlere bir ömür taşıyacağı çentikler atıldı..o koca koca adamlar devletin de desteğini alarak sıraya girdiler ellerinde çikolatalarla şekerlerle..o çikolataları satanlar olaydan haberdar ama sıralarını beklediklerinden lal olmuşlar birdenbire..okul yönetimini, askeri, emniyet görevlisini, polisi, tuhafiyecisi, bakkalı, konfeksiyoncuyu, şeyh efendi, hacıyı hocayı sıraya sokan bu; devlet politikasından başka bişey değil..bu nasıl bir devlet politikasıdır, çocuklara tecavüzle yürütülen?
Ellerimi nereye koyacağımı şaşırıyorum..bekledim, kolay olur belki anlatmak diye..ama SİLuetler dikildikçe karşıma, ellerimi saklıyorum ceplerime: cepsiz şeylere katlanamıyorum..
Hergün hayatlarımıza hikayeler girer; bazen film izlerken bile..hüzünler, komiklikler, aptallıklar, aşklar, yeni yaşamlara girer çıkarız böylece..bu hikayelerde kadınlar, hep kanatlarını kıran erkeğe aşık olurlar..sonra da kendilerine yeni kanatlar satın almak için hergün patika yollar çizerler. Ya da ‘yerde ne var, gökte ne var’ oyunu oynanır. Bir söz var; sevdiğin insanı bütün dünya tepene binmişken bile gazabından uzak tutabiliyorsan işte sana fedakarlık diye..büyük kadınlar büyük bir fedakarlık ve yeni kanatlarıyla, ustalık gösterdikleri şımarıklıklarıyla çocuk taklidi yaparak erkeğinin gönlünü kazanmaya çalışır. Oysa çocuklar hala slogan atıyor, cezaevine konulanların sayısı artıyor.. yine aynı yerden Siirt’ten bir tecavüz haberi geldi, okudunuz mu? Bir çocuğu daha tehdit ederek tecavüz suçundan 7 kişi gözaltına alındı..Eruh ilçesinde 4 çocuk kayıp.. Yüksekova’da bir çocuğa panzer çarptı..
Siirt’te yaşanan skandal tecavüz olaylarına sessiz kalıp, üzerini örtmeye çalışan bu ülkenin büyükleri, konu Deniz Baykal’a gelince ‘ahlak’ dersi veriyor hala..asıl gündem bu ya; kurulamayan oyunların, yaşanamayan çocuklukların ne önemi var..nasıl olsa onlar; yıllardır acı çeken, kimliği, dili reddedilen Kürt çocukları.
Ben tüm bu olmuş bitmişleri anlatamıyorum işte..anlatsam da yetmiyor sözcüklerim, ellerim cep arıyor..ellerimi sokabileceğim bir cep lazım: siluetler peşimi bırakmıyor..
Bebeğim tut elimden, ceplerim yok benim..elinin sıcaklığında korkmadan uyuyayım.
Başak Canda
16/05/2010 - 21:57