Metin AYDIN’ın Necip Fazıl Kocaoglu ile yapmış olduğu röportaj
ASKERİ CEZAEVİNDE YAŞANANLAR, AYDINLATILMALIDIR.
İnan Suver le yapmış oldugum röportajın ve araştırmanın ardından tbmm insan hakları komisyonu,’artık bundan sonra sivil cezaevleri gibi askeri cezaevlerinde araştırma yapılabilecegini’ belirtmişti. Fakat şu ana kadar böylesi bir girişimde bulunmuş degilller.Eger sivil hükümet askeri cezaev-
lerinde yaşananları açıga cıkarmanın peşindeyse.
Bu konuda samimi ise ler,yapılacaklar çok zor degildir. Geçmişte askeri cezaevlerinde yatan-
larla en başta yüz yüze gelmeleri gerekiyor. Önce onları dinlemeliler. Yaşa-tılan çağ dışı işkenceleri ilk agızdan duymaları gerekiyor. Bu konuda samimi bir tavırları var ise, elimizde bulunan bilgileri ve belgeleri onlarla paylaşmaya hazırız. Ve şu gercek gün yüzüne çıkartılmalıdır. Askeri cezaevindeki sistematik işkence, genelkurmay bilgisi dahilindemi yürü-tülüyor. (Ki böyle olduğunu düşünüyorum) Yoksa günah keçisi sececekleri askeri gardiyanların üzerinemi yığacaklar, yaşanan onca insanlık suçunu.
Bügüne degin çogu insan,askeri cezaevlerinde nelerin yaşandigını, yaşatıldığını bilmedi. Bu işkencenin magdurları ya korkudan seslerini kısıp köşelerine çekildiler. Yada yaşadıklarını anlatmaya çalıştılarsada kimseye duyuramadılar. Apoletli medya seslerini duymazliktan geldi. Ama bizler dilimiz döndükce,yüregimiz attıkca yaşanan insanlık dışı uygulamaları yüksek sesle söylemeye devam edecegiz. Sessiz kalarak işkencecilerin suçlarına ortak olmayacagız. Bizim gibi düşünmeselerde işkence görenlerin acılarını paylaşıp,onlarla birlikte bu konuda mücadele edeceğiz.
Dini inancından dolayı, askeri kışlalarda ve askeri cezaevinde dışlanan baskıya ugrayan ve işkence gören Necip Fazıl Kocaoglu başından gecenleri ve şimdi yaşattıkları sivil ölümü şöyle anlatıyor.
1.-Önce seni tanımak istiyoruz?
Selamlar Sevgiler...Bugünde Allah'a şükür iyiyim...
Adım Soyadım: Necip Fazıl Kocaoğlu.18 Haziran 1982 yılında Kayseri'de doğdum büyüdüm...1997 yılında geçimsizlikten annem ve babam ayrıldı ben ve iki kız kardeşim,babamın üzerine kayıtlı kaldık ama annemizin yanında kaldık.
17 yaşında meslek lisesini bitirince hemen iş aramaya başladım fakat henüz askere gitmediğim için iş veren olmadı 3 yıl bekledim sadece 5 ay çalışabildim...
Necip Fazıl Kısakürek'in kitaplarına ilgi duydum neredeyse tüm şiirlerini ezberledim ve etrafımda kimi görsem biraz tanışmadan sonra NFK'dan bahsetmeye başladım...19 yaşında Adıyaman Menzil'de bulunan Gavs-ı Sani Şeyh Seyyid Abdulbaki Hazretlerine
gittim, çok etikilendim Kayseri'de bulunan bir dergahta hiç aksatmadan her akşam bulundum bir kaç sivil polis baskınında kimliklere baktılar, bir kaçımızın benimde adımı kağıda yazıp gittiler...
Bütün engelim bir işimin olmamasıydı ve askerlikti çünkü askerlik ile ilişiği olmayacak yazıyordu bütün iş ilanlarında lise bitince 3 yıl sonra perişan vaziyetlerde ve aileme yük oldum düşüncelerinde askere gittim...
2.-Ne zaman askere alındınız?
24 Mayıs 2002...
3.-Askerlik yaptırdıkları zaman zarfında, etnik kimliğinizden yada dini inancinizdan dolayı bir ayrımcılıga ugradınız mı?
Dinimi yaşamama izin vermediler göz açtırmadılar, açıkca hakaretlede bulundular.
Allah yok Peygamber tatile çıktı dediler ismim Necip Fazıl Kısakürek'i hatırlattığından daha çok baskı kuruyorlardı ve filmlerde gördüğüm geçmiş zaman
sahnelerini yaşıyordum dayak atarken nerde Allah'ın dedikleri bile oldu...
Namaz kılana hey sen ne yapıyorsun, öyle eğilip bükülüp çabuk yanıma gel asker diye bağırıyordu komutanlar. İçerde eski bir binada kısa dönem askerler mescit yapmışlardı oraya gitmeye başladım aman çok gizli gel kimseye söyleme dediler fazla gidemedim zaten...
4-Neden alti ay askerlik yaptiktan sonra firar ettiniz ?Neler yasadiginiz askerlik yapmis oldugunuz o surede ?
Sesim biraz kısık çıktığından askerliğimin üçüncü gününde fena şekilde dövüldüm ve revire
Yollandım.Bağıramaz raporu almak istediğimi söyledim. Doktorda hayatımda ilkkez veriyorum dedi.Bagıramaz raporu aldım.
Gece 2-4 terlik nöbetini hep bana yazdılar 5'tede dışarda oluyorduk.Sonrasında ağır eğitim ve yüz metre ileriye birini koyup.Sesim oraya gitmedikçe sürünme dayak cezaları verildi.
10 gün dağıtım izninde sadece 2 gün evden çıktım bir gününde dergaha gittim, 8 gün odamdan çıkmadım. Erzurum Oltu tank taburuna gönderildim.Önceden almış oldugum, ‘bağıramaz raporum vardı’.Komutan bunu alıp yırtıp attı.Tekrar git al dedi. Doktoruda aramış verme demiş. Vermedi tabi. Sabah akşam dayak eziyet yaptı, çakıl taşlarında süründürdü kollarım kan içinde kaldı sırf bağırmıyorum diye.Askeriyeyi hergün üç beş tur koşturtdu çarşı iznimi yasakladı.Telefon açmamı engelledi, parama el koydu. 2 ay sonra karşısına çıkıp ben daha önce askerlik yapmadım.Böyle olduğunu bilsem gelmezdim senin takımında olmak istemiyorum başka takıma ver yoksa kaçarım dedim.Oda beni yarım saat azarladı ve sen bittin dedi. Uzun bir süre eziyetleri devam etti. Fırsatını bulup,sivil elbise alıp çarşıya çıktım ve kaçtım...Özellikle kaçırtmak için yaptı diye düşünüyorum...
Tabiki askerlik yapmadığıma yapamadığıma pişman değilim.
Araya akrabalarım tanıdık komutanları soktular.Bana askerdeyken zülüm yapmamaları için.Değişiklik olur umuduyla gittim.Fakat aynı süreç yine işledi.Beni askerlere hedef gösterip dayaklar attıp, eziyetler yaptı.üçgün içinde yine kaçtım.
6 ay sonra yakalandım, Kayseri garnizon komutanlığında dayak eziyet yaptılar.Ardında askeri ardahan mahkemesine çıkarıldım disiplin evinde 20 gün kaldım ordan kars sarıkamışa götürüldüm...
5.-Askeri cezaevine neden girdiniz?
Sadece askerden firar suçlamaları ile...
6-Bize özelikle sivas askeri cezaevinde yasadiklarinizi anlatabilirmisiniz ?
2005'te 9 kişiyi öldürmekten yargılanan biri yönetimi ele geçirmişti.Girişte gardiyanlar içerdekine dua et dediler.Dayak işkence olmadı tektip elbise giydirip
sivil elbiselerimide verip koğuşa yolladılar.içeri girince o koğuş ağasıyla tanıştım bana üstündekileri çıkar sivilleri giyin yat dinlen dedi.Şaka yapıyor sandım ama baktım herkes uyuyordu bende uyudum.İçeri cep telefonu sokmuştu,gardiyanlar gece içki getiriyordu,esrar getiriyordu tabi bunlar ortaya çıkmasa anlatmazdım.Ama hapishane bu sebeplerden
yandı birgün arama oldu cep telefonlarını ceza evi müdürü eliyle koymuş gibi buldu.Bunu biri söyledi diye kızan koğuş ağası birini esir aldı camları kırdı.Esir aldığının boğazına camı dayadı.Yatakları ortada toplamamızı istedi bizde topladık sonra çakmağı çakıp yaktı.İsyan çıkardı.Bizde kerhen destek verdik.Askerler müdahale edip bastırdılar.
iki gün sonra ben ve 3 kişi daha öğrenci affından yararlandırılıp serbest bırakıldık.Halbuki bir hafta önce aynı konuda dilekçe yazıp göndermiştik ama
ret cevabı gelmişti.
2007'de girişte çıplak çök kalk dayak oldu.Sonrasında canlarını sıkan biri olursa yada olay mahkumlara dayak attırıyorlardı.Örneğin abdullah öcalanda çıksın bizde çıkalım diyen birinin yüzünü elbisesini kan içinde koydu gardiyanlar.
Günlerce Vicdani Ret'timi açıklamak için mahkumlarla konuştum.Onlarda korkudan bizim haberimiz yok.Bir kaç kez açlık grevi yaptım.Dilekçe yazıp verdim.Astsubay odasına çağırdı yüzüme çarptı dilekçemi ve hazır ol lan dedi. Bende hazır ol vazıyeti aldım.Bak nasılda yapıyorsun dedi.Bende zorla yaptırıyorsunuz gönüllü yapan varmı dedim.Astsubay bende zorla yapıyorum dedi ceza evine küfür etti...
Sonra dilekçemi gardiyanlar istedi müdüre götürdü bir kaç gün içinde savcı denetlemeye geldi.Denetlemede yarbaya,ben Vicdani Ret'çiyim ve kesinlikle askerilik yapmayacağım bilginize sunarım dedim.Bırakırsanız eve giderim,askere gitmem dedim.iki gün sonra serbest kaldım eve geldim.Biraz daha kalsaydım avukat ayarlıyordu ailem ve daha fazla direniş yapacaktım ama böyle oldu.
Eğer hazmedemeyecekleri bir şey yapsan anında işkence ve eziyet yapacak şekildeydi gardiyanlar.Askeri cezaevindeyken Vicdani Ret'çilerle irtibata geçmek istedim.Çünkü en azından bana bir şey olursa bu olan şeyle onların kötülüğü insanlığa ulaştırılabilir
dedim...
En korkunç eziyetleri Kayseri komando tugayı disiplin evinde 8 gün ve Ardahan disiplin evinde 20 gün yaşadım...
Sadece 2 saat uyku, ellerim ranzanın demirine kelepçeli uyku.Yarım saatte bir dayak, sürünme hakaretleri, ağır spor ağır eğitim,tuvalete elini sokup kurcalatma,ayaklarını yalatma karda dışarıda çırılçıplak soyup bekletme,tek tip ile karda süründürme sonra üzerini değişmene izin vermemeleri. Atatürkün ilkeleri gençliğe hitabesi ve istiklal marşını zorla ezberletme en ufak şaşırmada
dakikalarca yerlerde süründüre süründüre dayak ailene dinine açıkca küfür...
Nezaretlerdede eziyet gördüm en kötüsü Erzincan jandarma karakolunda oldu.8 gün kaldığımı hatırlıyorum gerçi belgelerde yazıyor, bana üç ay yetecek kadar ailem borç bulup para vermişti.Hepsi orada bitti, sabah akşam çift demlikle çay getiriyorlardı.Mecbur içeceksiniz yoksa işkence yaparız diyorlardı.Bir gece yatsı Namazını kıldım ve uyudum içerde bulunan biri ayağımı çakmakla yaktı. Uyanınca aileme dinime küfürler etmeye başladı.
Saatlerce uyuyamadım sonra uyku ağır bastı uyudum koğuş çok pisti yataklar.Çürük çarşaflar yırtık ve kirli simsiyah ve sinekler uçuşuyordu.Ne banyo,
ne temizlik yapamayacak durumlara düştüm.Banyoda kars sarıkamışta mecburiydi oda bir yoğurt kovası,kirli su...
Başkada zaten basına yanımış çoğu eziyeti söylemedim bile ama oralarda bulunmanın kendisi en büyük işkence. Birde ayrıca bunları yaşamaya gerek yok.
Gardiyanın biri şunu yap der, öbürü yapma der. İkisindende dayak yersin.Bunu anlatırken basit geliyor olabilir ama sırf oralarda bulunma etkisini katınca çok ağır oluyor...
7-Cezaevinin mimari yapısını ve iç işleyişini biraz anlatırmısınız?
2003'te Kars Sarıkamış Üçüncü Sınıf Askeri Ceza Evindeydim. Etrafı yüksek duvarlarla
çevrili üstünde tel örgüler vardı, en dışarda anayola bakan kocaman bir demir kapısı vardı oradan içeri girince ufak bir alan ve yüksek bir duvar daha vardı. Rutbelilerin ve düz asker tutuklu olanların koğuşları
ayrı ayrıydı.
Ilk içeri alındığımda hoşgeldin karşılaması adı altında çırılçıplak soyup.Çök kalk yaptırttılar.Demir dolaplara vura vura bir kaç gardiyan dayak attı.
Sonra tek tip elbiseyi verdiler giyin dediler.Bende giyinmezsem ne olur dedim,cezan katlanır hiçbir şey iddia edemezsin kanunlar böyle direk hücre.Sonrasınıda bilemeyiz dediler bende giyindim. Paramı aldılar gaspmı ettik dediler,evet dedim
biraz daha dayak attılar.Tekrar sordular sen kendi gönlünlemi verdin,hayır dedim.Biraz daha dayak attılar.Topmusun dediler,hayır dedim.ispiyonculuğu severmisin dediler,hayır dedim.İyi dediler mahkumların arasına yolladılar. Hemen saç traşı
yapıldı. Sonra koğuş ağası sorumlusu koğuşa girdi ve beni çağırdı korkularım artıyordu. Her an ne olacağını bilmiyordum.Sanki düşmanlar ülkeyi almış ve bende esir düşmüşüm gibi hissediyordum. Biraz dayak attı ve gardiyanlar seni dövdümü dedi.hayır dedim. Paranı aldılarmı,hayır dedim sonra biraz daha dayak atıp bize söyleyeceksin onlara,söylemeyeceksin dedi. Bende iyi tamam onlar dövdü paramıda aldılar ama sonra geri verdiler dedim.Oda sordu topmusun diye,yok dedim iyi dedi 1 hafta kimseyle konuşmayacaksın...
Akşam 8'de mecburi yatırıyorlardı sabah 5'te kaldırıyorlardı.Karavana almaya çıkıyorduk,
koğuştan çıkarken sırayla sayarak çıkılıyordu girerkende böyle yapılıyordu.Yarım saat ağır spor yaptırtıyorlar yapamayanları koğuşta dövüyorlardı. Öğlene kadar sandalyede oturuyorduk.Masaya yaslanmak, dirseğini koymak,başını koymak yasaktı.Sadece önümüzde duruyordu.Boşboş elimizi koysak,çek elini diyordu koğuş sorumlusu ve öğlen yine aynı karavana yemek bulaşık havalandırma akşamda böyle
geçiyordu.Yatakhanede sıra dayağı ranzaların altından süründürme ağır hakaretler en ufak bir ses çıkarana bir kova su getirip döküyorlardıİki tane tuvalet vardı,oturduğumuz yerdeydi ve bir tane banyo vardı.
Her sabah traş olmak mecburiydi, sigara içenler için talimat veriliyordu çıkar yak çek,bir daha çek bir daha çek söndür.
Ailenden bir kişiyi arayabiliyordun 5 dakika diyorlardı ama yarıda yüzüne kapatıp haftaya
devam edersin diyorlardı...
Tek tipi giyip böyle uyum sağlarsan işkence yapmıyorlardı ama ben dayanamıyorum diyen
birini saatlerce dövdüler ve hastaneyede götürmediler...
Cezaevleri Kameralıydı kayıtlarıda onlardadır...
8-Sizin askeri cezaevinde kaldığınız dönemde, müdür kimdi ismini hatırlıyormusunuz?
Sivas Temeltepe 2005'de Ekrem Aydın piyade yarbay müdür ve Hilmi Şavluk infaz astsubayı
2007'de A.Burak Yürüten piyade binbaşı müdür v. ve Hilmi Şavluk infaz astsubayı...
9-İşkencenin etkilerini günlük yaşamınızda hisediyor musunuz?
Hergün kötü rüyalar görüyorum, askerleri görüyorum nezarethaneleri görüyorum.Odamdan çıkamıyorum 8 yıldır saç traşı ve benzeri durumlarda evden çıktım. Yakalanırsam işkence edip öldüreceklerinden yada bir şekilde ölümüme sebep olacaklarından korkuyordum. Sürekli karnımda bir ağrı oluyor,ruhen çökmüş bir durumdayım sesim soluğum kesik başıma bir şeyler gelmesin diye dua ediyorum...
İnsanlara hiç güvenim kalmadı bügün yüzüme gülenler yarın farklı koşullarda karşılaşırsak işkence bile yaparlar sanıyorum...
Asker kelimesinden elbisesini görmekten nefret ediyorum birini görürsem nefesimi tutuyorum gözümün önüne karanlıklar geliyor...
10-Şimdi nelerle ugraşıyorsunuz?
Hep aynı evdeyim,odamdayım
11-Eklemek yada son olarak belirtmek istediğiniz bir husus varmı?
Ağzımda en az 8 çürük diş var tedavisini yaptıramıyorum.Başımda hep bir ağrı var,
böbrek taraflarımda sancılar oluyor belimdede oluyor ve kalbimden bir elektrik geçiyor gibi oluyor çoğu zaman sıksık sonra bir gürültü gibi birşey oluyor gözlerim kararıyor geri aydınlanıyor ortalık 8 yıldır hiç hastaneye gözükemedim ve ellerine düşmek istemiyorum...
Bunlar ve dahası bana yapıldı ama acele etmekten ve korkulardan rahat yazamıyorum.Hem başkalarına yapılan işkencelere şahit oldum bunlar beni çok etkiledi banada dokundu o işkencelerden bir sesbir çığlık bir görüntü bile olsa...
2007'de Halil Savda hala hapisteydi ve ben ondan bahsediyordum sivas temeltepede.Mahkumlarda tvden duymuşlar anlatıyorlardı birde mehmet tarhan varmış
ona özel koğuş yapıp sivil elbiselerini kitaplarını verdiklerinden bahsediyorlardı.Hiçmi işkence görmedi dedim neler çektide kazandı o durumu ama eğer destekleyenleri olmasa canı çıkardı.
Kim ne derse desin gitmiş yapıyormuş farklı olsa yapardı.Hayır ben işler ölmeye ve öldürmeye
geldiğinde Allah ve Resulünün bizzat bulunduğu savaşta ayrıca bulunan büyük Allah'ın aslanı
Hazreti Ali'nin davranışını nasıl unuturum öldüreceği kişi yüzüne tükürünce vazgeçti adam
sordu Hazreti Ali artık şaşırdımnefsim için mi Allah içinmi öldüreceğimi dedi...
Ben gerçekten faydalı olacağını nasıl hesap edeyim. Beni kan tutar görünce bayılırım,İslamda tevbe 91'e görede ben zaten muafım iyiler iyiliği yayanlar savaşta ölürse kötüler kazanmış olur isterse çok az kişi kalsınlar...
9-Tevbe
91- Allah ve Resulü adına nasihat ettikleri takdirde ne zayıflara, ne hastalara,
ne de verecek birşey bulamayan yoksullara savaştan kalmaktan dolayı bir günah yoktur.
İyilik edenleri ayıplamaya bir yol yoktur. Allah gafurdur, rahîmdir.
Vicdani Ret Resulullah S.A.V. Efendimiz zamanında vardı.
8 yılda hiçbir işte çalışmadım, evlenemedim, hiç arkadaşım olmadı, evden bir kaç ayda bir saç traşı için çıktım odamdan bile çıkmadım.
Metin AYDIN (Vicdani Redçi)
REPORTAGE (Röpörtaj)
07/02/2010 - 22:46